Hiroshima JR İstasyonu’nda trenden indim ve taksiye bindim. Crown Plaza’ya çek dedim (aslında kuraun puraza dedim, Japonlar böyle diyor). Bu seferki otelim biraz lükstü, çünkü kongre nedeni ile şehirdeki bütün oteller doluydu, ben de rezervasyonu kongre organizasyon şirketinden yaptırmak zorunda kalmıştım. Kongre’den önce bir gün boşluğum vardı ve Miyajima adasına gitmeyi planlamıştım. Otele yerleştikten sonra şehirde bir akşam gezintisi yapmaya karar verdim. Otelin önündeki ana caddede  ışıklarla yapılmış çok sayıda heykel vardı ve bunlar çok güzel görünüyordu. Hiroshima’nı ana caddelerinden birinde yapılan bu sergiyi çoluklu çocuklu bir kalabalık geziyordu. Bu heykeller, “Hiroshima Dreamination” isimli bir festival kapsamında yapılıyor. Dreamination kelimesi İngilizce dream ve illumination kelimelerinden türetilmiş, “düşışıklar” veya “ışıktan hayaller” diye Türkçe’ye çevirebiliriz. 2002 yılından beri Kasım ortalarında başlayıp 3 Ocak’ta bitiyor.

dreamination-kusdreamination-tren

Işık heykellerden görünümler.
Işık heykellerden görünümler.

Bir süre yürüdükten sonra gözüme kestirdiğim bir lokantaya girdim. Girişte kocaman bir otomat vardı ve iri düğmelerin üzerinde yemek fotoğrafları ve fiyatları bulunuyordu. Gösterişli bir balık seçtikten sonra parayı makineye soktum, alttan bir kâğıt parçası düştü. Bu kâğıt parçasını alıp içeri girdim. Bir bayan garson elimden kâğıdı aldı ve beni bir masaya oturttu. Birazdan ismini bilmediğim güzel bir balıkla geldi.

Oteldeki odama döndükten sonra tuvaletteki klozetimi fotoğrafladım. Japon teknolojisinin elinden hiçbir şeyin kurtulmadığının kanıtı olan bu klozet isterseniz oturağını ısıtıyor, ayrıca püsküren suyun sıcaklığını ve şiddetini ayarlamak mümkün.

Otel odamda klozetin sağ tarafında yer alan kontrol tablosu.
Otel odamda klozetin sağ tarafında yer alan kontrol tablosu.

Sabah uyandığımda kahvaltı yapmaya indim. Aslında otelde iki kahvaltı salonu vardı, bir batı tarzı diğeri ise Japon tarzı. Ben gittiğim yerlerde oranın geleneksel yiyeceklerini yemeyi tercih ettiğim için hep Japon salonunu tercih ettim. Son derece sağlıklı olan bu kahvaltı, bir Türk için birazcık zor bir kahvaltı, zira yarım haşlanmış yumurta ve küçük bir çanak yoğurtlu korn fleks dışında tanıdık bir şey yok. İki haftalık Japonya seyahatim boyunca bir öğün Türk döneri ve bir öğün peynir ekmek dışında (bu peynir ekmek hikayesini Japon yemekleri sayfasının sonunda anlattım) hep Japon yemekleri yedim. Kahvaltıda çiğ balık, turşu gibi değişik yiyecekler var. Ekmek yerine de haşlanmış pirinç yemek zorundasınız.

Kahvaltıda çiğ balık, pişmiş balık, tuzlanmış balık, yosun çorbası, tofu, ume turşusu, zencefil turşusu gibi yiyecekler vardı.
Kahvaltıda çiğ balık, pişmiş balık, tuzlanmış balık, yosun çorbası, tofu, ume turşusu, zencefil turşusu gibi yiyecekler vardı.

Bilimsel Toplantı

Japonya’ya asıl gitme nedenim uluslar arası bir kurulun toplantısına ve bilimsel bir kongreye katılmaktı (Asya Pasifik Tıp Bilişimi Kongresi). Hiroşima’da çoğu zamanımı bu toplantılarda geçirdim. Uluslararası bir toplantı olmasına karşın yabancılar için İngilizce yardımı pek azdı. Bazı konuşmalar Japoncaydı ve bu konuşmaları mikrofonlu bir tercüman cümle cümle çeviriyordu, yani kulaklıklı simültane tercüme yoktu. Yemek, kahve gibi ihtiyaçların nerede nasıl giderilebileceğini ancak sorarak öğrenebiliyordunuz. Yabancı konuklar için özel bir yemek daveti vardı ve oraya gitmeden önce e-mail atarak yemeğe katılacağımızı bildirmemiz istenmişti. Ben e-mail atmama karşın listede ismim yoktu ve durumu söylediğimde organizasyon şirketi konuyla hiç ilgilenmedi. Oraya giden 50 kadar ülke temsilcisi vardık ve onlar için önemli konuklar olduğumuzu sanıyordum ama herhalde konukseverlikle ilgili çok farklı anlayışlarımız var. Toplantıda firmaların yer aldığı bir fuar alanı da vardı. Burada da İngilizce konusunda büyük sıkıntı vardı. Yarı İngilizce yarı Japonca bir şeyler anlaştık ama mesleki konularda Japoncam çoğu zaman çaresiz kaldığı için ciddi sıkıntı çektim. Toplantıda bir de poster alanı vardı. Poster, bilimsel toplantılarda bilimsel çalışmaların özetlendiği sinema afişi boyunda bir printer çıktısı. Posterler bir alanda yan yana asılıyor ve bilimsel çalışmaları hazırlayanlar belli saatlerde kendi posterlerinin başında durup konu ile ilgilenenlerin sorularını cevaplıyor.  Bunlar içinde en çok akupunktur gibi geleneksel doğu tıbbı yöntemlerinin kullanım kayıtlarını bilgisayar ortamında tutmak için yapılan çalışmalar dikkatimi çekti. Poster başında duranlardan Hintliler, Malezyalılar ve Japon kadınlar iletişim kurmak için istekliydi. Konuştuğum birkaç Japon hemşirenin istatistik konusundaki derin bilgisi beni hayrete düşürdü.

Kongrede tanıştığımız Mai-San ile çekdirdiğimiz hatıra fotoğrafı.
Kongrede tanıştığımız Mai-San ile çekdirdiğimiz hatıra fotoğrafı.

Aralarda insanlarla iletişim kurduk ama Japonlarla sohbet etmenin çok kolay olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Mesafeli ve içe dönük bir halleri var. Bir tanesi yakınlarda İstanbul’a gitmişti ve boğaz kenarında bir lokantada yediği lüferin nasıl lezzetli olduğunu anlattı. Bir Müslüman ülke temsilcisi, organizasyonda çalışan kızlara bizim memlekette ikişer karımız olduğunu, birer de Japon almak istediğimizi söyleyince çok eğlendiler. Ertuğrul faciasından haberdar bir adam benimle olayı andı.

Bir akşam kokteyl verildi. Kokteylin başında Türkiye’deyim sandım. Belediye başkanı ve Rektör uzun ve sıkıcı konuşmalar yaptı. Neyse ki sonra salonun ortasına bir okonomiyaki (Osaka-Hiroshima bölgelerinde çok yapılan, düz sacda spatula yardımı ile çeşitli malzemenin pişirildiği bir yemek türü) tezgahı kuruldu ve biz seyrederken pişirilen okonomiyakilerin tadına baktık. Sakeler açıldı, yenildi içildi, sohbetler yapıldı. Ortamda az sayıda Japon kadın vardı ve bunların içinde hiç doktorla tanışmadım. Öğrendiğime göre Japonya’da doktorların sadece %15’i kadın ve tıp fakültelerinde kadın öğretim üyelerinin oranı %5’i geçmiyor. Sanıyorum Japonya’da ciddi bir cinsiyet ayrımı var.

Kongre kapsamındaki sosyal etkinliklerden birisi de antik kökleri olan “Kagura” dansı idi. Bir tiyatro-dans olan bu gösteride esas oğlanın sekiz başlı ejderhayı nasıl öldürdüğünü izledik.

kagura

Kagura dansında esas oğlan sekiz başlı ejderhayı öldürüp zafer dansı yaparken.
Kagura dansında esas oğlan sekiz başlı ejderhayı öldürüp zafer dansı yaparken.

Hiroshima Kalesi

Hiroshima Kalesi, şehirdeki turistik yerlerden birisi. Kale, 1590’da inşa edilmiş ve 1945’te atom bombası etkisiyle tamamen tahrip olmuş. 1958’de kale aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiş ve günümüzde Hiroshima’nın 1945 öncesi tarihini anlatan bir müze olarak kullanılıyor.

Hiroshima Kalesi'nden bir görünüm.
Hiroshima Kalesi’nden bir görünüm.

Shukkei-en

Shukkei-en, Hiroshima’daki tarihi bir Japon bahçesi. 1620’de yapılan bahçe, atom bombasından büyük zarar görmüş ve 1951’de restore edilerek tekrar halka açılmış. Kırk dönümlük bir alanda yapılmış olan bahçenin ortasında bir göl, gölün içinde on adacık var. Gölün çevresinde tepecikler, ormancıklar ve muhtelif Japon bahçesi numaralarının yanı sıra yürüyüş yolları var.

shukkei-en

Shukkei-en bahçesinden görünümler
Shukkei-en bahçesinden görünümler
Japonya'da otopark sorununa bulunan bir çözüm.
Japonya’da otopark sorununa bulunan bir çözüm.

 

Yorum Gönderin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir