Xi’an Banpo Müzesi, Çan ve Davul Kuleleri

Shaolin Manastırını Ziyaret ettikten sonra rehberimiz Lisa bizi Luoyang tren istasyonuna bıraktı ve hızlı tren ile yaklaşık iki saat süren bir yolculuktan sonra Xi’an’a vardık. Xi’an, 5,5 milyon nüfuslu bir şehir. Çin’in en eski yerleşim merkezlerinden, eski başkentlerinden ve Terracotta Askerleri ile meşhur bir şehir.
Xi’an bir turist olarak vakit geçirmesi hoş bir şehir. Şehrin en renkli mahalleleri şehir duvarının iç tarafında toplanmış durumda ve yürüyerek gezmesi hayli zevkli. Yürürken bir pazara veya tabelacılar sokağı gibi esnafların toplandığı sokaklara rastlıyorsunuz.
Terracotta Askerlerinin bulunduğu bölge, şehir merkezinden 30 km uzakta. Ziyaret için otobüs ile gidilebilir, ancak biz sekiz kişilik bir grup olduğumuz ve kişi başına düşen maliyet az olacağı için bir minibüs ve rehber tutmayı tercih ettik. Tripadvisor forumlarında Michael Young adlı bir rehberden memnun kaldıklarını gördüm, bunun için kendisine mail atıp bize rehberlik yapıp yapamayacağını sordum. O tarihlerde meşgul olduğunu ama bize iyi bir rehber bulacağını söyledi. Michael, bizi tren garından alıp otele bırakacak bir minibüs de ayarladı (200 RMB).
Dört yıldızlı Grand Metropark Xi’an oteli, Çin’deki en lüks otelimizdi. Aynı zamanda Çin’deki en yavaş ve beceriksiz resepsiyon görevlilerine sahipti. Neyse, otele yerleştikten sonra bir sorun yaşamadık ve yeri de iyi sayılırdı.

Xi'an'ın dış bölgelerinde ve Çin'in pek çok yerinde böyle taze binlerce inşaat var. Çin'de bir inşaat balonu oluştuğu ve bunun patlaması durumunda Çin ekonomisini zor günler beklediğini iddia edenler var.

Xi’an’ın dış bölgelerinde ve Çin’in pek çok yerinde böyle taze binlerce inşaat var. Çin’de bir inşaat balonu oluştuğu ve bunun patlaması durumunda Çin ekonomisini zor günler beklediğini iddia edenler var.

Ertesi sabah minibüs geldi ama rehber ortada yoktu. 15-20 dakika sonra bir rehber geldi ve geciktiği için özür diledi. 30 yaşlarında zayıf bir kadındı. Programda Terracotta Askerleri olmasına rağmen bizi önce Banpo Müzesine götürmek istedi. Oraya gittiğikten sonra bir de hediyelik eşya dükkanına götürdü (rehberler hediyelik eşya dükkanlarından komisyon alıyorlar). Biz geciktiğimiz için gerilmeye başlamıştık. Terracotta Askerlerine götürdükten sonra iyi bir lokanta bildiğini söyleyip bizi akşam yemeği için oraya götürdü. Lokanta, hem pahalı hem de kötüydü (Çin’deki normal işleyişte, turistlerin gittiği lokanta, rehber ve şoföre ücretsiz yemek veriyor, ancak bu lokantanın fiyatlarından rehbere bir de komisyon verdikleri belli oluyordu). Önceden iki günlük anlaşmamıza rağmen, bu rehbere bir günlük parasını verip gönderdim. Pahalı yemeğe de göz yumabilirim ama bir de kötü olması bardağı taşıran son damla oldu.

Terracotta askeri kılığında ben.

Terracotta askeri kılığında ben.

Banpo Müzesi 西安半坡博物馆
Neolitik döneme, milattan önce 4000 yılına ait bir yerleşim merkezinin üzerine kurulmuş bir müze. İnsanların tarım yapmaya başladıkları, aynı zamanda avcı-toplayıcılıkla da geçindikleri bir dönemi yansıtıyor. Banpo Müzesinden çıkan iskeletler, bugünkü Güney Çin halkına benzer morfolojik özelliklerdeymiş. Aradaki süreçte Kuzey Çin halkının güneye doğru göçtüğü ve daha kuzeyden gelen göçlerle kuzey Çin’in etnik yapısının değiştiği gibi bir hipotez kurulabilir. Bu anlamda, Kuzey Çin halkının Orta Asya halkı ile bir genetik akrabalığı olduğu söylenebilir. Kazılarda çıkan iskeletler boy ortalaması olarak bugünkü Çin halkı ile aynıymış, ama ortalama 30-40 yaşlarında ölüyorlarmış. Banpo antik yerleşiminde anaerkil bir toplum düzeni hakimmiş. Rehberimiz, evlerin kadınlara ait olduğunu, erkeklerin köyün ortasındaki büyük bir evde kaldığını ve kadının istediği erkeği evine aldığını anlattı. Bu erkekler açısından iyi bir şey mi kötü bir şey mi karar veremedim. Çin harflerinde soyadını simgeleyen karakterde anneyi simgeleyen bir bileşen var. Bunun, Çin’in anaerkil geçmişinden kalan bir iz olduğu düşünülüyor.

Banpo Müzesi kazı alanının genel görünümü.

Banpo Müzesi kazı alanının genel görünümü.

Kazı alanındaki evlerin temsili maketi.

Kazı alanındaki evlerin temsili maketi.

Kazıda çıkan iskelerlerden birkaçı.

Kazıda çıkan iskelerlerden birkaçı.

Banpo yerleşim merkezi, Çin’in bu bölgesinde MÖ 5000-3000 yılları arasında var olan Yangshao Kültürü’ne ait en önemli kazı alanı. Yangshao insanlarının darı, pirinç, buğday yetişdirdikleri, domuz, tavuk, koyun, keçi, sığır ve köpek besledikleri biliniyor. Kadınlar bir kumaş parçasını bedenlerine dolarmış. Erkekler ise belden aşağılarını örterlermiş. Kadınlar da erkekler de saçlarını uzatıp topuz yaparlarmış. Kenevir veya ipekten yapılmış giysileri varmış, dolayısı ile ipek böceği yetiştirdikleri de düşünülüyor.
Müzeye giriş 65 RMB.

Kazıda çıkan kafataslarından tahmini rekonstrüksüyon yüzler.

Kazıda çıkan kafataslarından tahmini rekonstrüksüyon yüzler.

Banpo Müzesi

Müzede o zamanın yaşamı üç boyutlu olarak temsil edilmiş.

Banpo Müzesi

Buharda pişirme için kullanılan mutfak aletleri.

Buharda pişirme için kullanılan mutfak aletleri.

Kazıda çıkan çömleklerde bu ve buna benzer motiflere sık rastlanmış. İnsan yüzü ve iki balık. Bu figür aynı zamanda müzenin simgesi.

Kazıda çıkan çömleklerde bu ve buna benzer motiflere sık rastlanmış. İnsan yüzü ve iki balık. Bu figür aynı zamanda müzenin simgesi.

Çömleklerde bulunan işaretler (soru işareti hariç). Bu işaretler henüz çözülememiş. Bir yazı olduğunu öne sürenler olduğu gibi ailelere ait işaretler olduğunu düşünenler de olmuş. Bugünkü Çin harflerinin bileşenleri olduğunu düşünenler de var. Ben de Orhun Yazıtlarındaki runik harflerle benzerliğine dikkati çekeyim.

Çömleklerde bulunan işaretler (soru işareti hariç). Bu işaretler henüz çözülememiş. Bir yazı olduğunu öne sürenler olduğu gibi ailelere ait işaretler olduğunu düşünenler de olmuş. Bugünkü Çin harflerinin bileşenleri olduğunu düşünenler de var. Ben de Orhun Yazıtlarındaki runik harflerle benzerliğine dikkati çekeyim.

Müze'de yer alan bir dükkanda satılan, çevredeki köylülerin yaptığı resimler.

Müze’de yer alan bir dükkanda satılan, çevredeki köylülerin yaptığı resimler.


Müzeden çıkınca rehberimiz bizi bir hediyelik eşya dükkanına götürdü. İngilizce konuşan bir dükkan görevlisi bize Terracotta Askerleri’nin nasıl yapıldığını kısaca anlattı. Sonra bizi alışveriş bölümüne soktular. Çok çeşitli ve kaliteli hediyelik eşya bulunan bu dükkan, turistleri kazıklamak için özel olarak tasarlanmıştı. Çok beğendiğimiz bir kaç nesneyi çetin pazarlıklarla üçte biri falan fiyatına aldık. Daha sonra Terrakotta Askerleri’ni görmek üzere yola çıktık. Gezimizin bu kısmını bir sonraki yazıda anlatacağım.
Akşam otele döndükten sonra şehri keşfetmeye çıktık. Xi’an’ın düzenli, ızgara şeklinde bir şehir planı var. Geceleri bazı köşebaşlarında seyyar lokantalar kuruluyor. Buralarda ızgara, noodle ve envayi çeşit yiyecek bulunuyor. Bu seyyar lokantaların bir kısmı bira da satıyor ve biralar ucuz.

Çan Kulesi ve Davul Kulesi (Bell Tower&Drum Tower, 西安钟楼 西安鼓楼)
Budist geleneğinde davullar ve çanların özel bir yeri var. Budist tapınaklarında her zaman bulunan bu nesneler, günün belli zamanlarını, toplantıları haber vermek için kullanılır. Kimi yerlerde bu aletlere bir de gong ve ses çıkaran metal veya tahta balıkları da eklerler. Bu Budist simgeler, Xi’an’ın tam merkezinde yapılan Çan Kulesi ve Davul kulesine de esin kaynağı olmuş. Bu iki kule birbirine çok yakın, bir meydanın iki tarafında yer alıyorlar. Çin’in başka yerlerinde de böyle kuleler var ama herhalde en meşhurları Xi’an’dakiler. Bu kulelerden Çan Kulesi 1384’te, Davul Kulesi 1380’de yapılmış. Çan Kulesi’ndeki çan güneş doğarken, Davul Kulesi’ndeki davul ise güneş batarken çalınırmış. Bu iki kule kombine bir biletle gezilebiliyor. Bilet ücreti bir kule için 35 RMB iki kule için 50 RMB. Gece dışardan görünümleri çok güzel.

Gece Çan Kulesi ve önünde poz veren bir aile.

Gece Çan Kulesi ve önünde poz veren bir aile.

Davul Kulesi'nin gece görünümü.

Davul Kulesi’nin gece görünümü.

Bookmark the permalink.

Bir yorum yazın